KURAN’I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)
5-MAİDE:
1 – Ey iman edenler! SözleÅŸmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız ÅŸartıyla, çeÅŸitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediÄŸi hükmü verir.
2 – Ey iman edenler! Allah’ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaÅŸmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.
3 – LeÅŸ, kan, domuz eti, Allah’tan baÅŸkasının adı anılarak kesilen; boÄŸulmuÅŸ, vurulmuÅŸ, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taÅŸlar (putlar) üzerine boÄŸazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (ÅŸans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doÄŸru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliÄŸe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beÄŸendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
4 – Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Size iyi ve temiz ÅŸeyler helal kılındı.” Allah’ın size öğrettiÄŸinden öğreterek yetiÅŸtirdiÄŸiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin), Allah’tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir.
5 – Bugün size iyi ve temiz ÅŸeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduÄŸu gibi, sizin yiyeceÄŸiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir ÅŸekilde mehirlerini ödediÄŸiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boÅŸa gitmiÅŸ olur ve o, ahirette zarara uÄŸrayanlardandır.
6 – Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. BaÅŸlarınızı meshedin, iki topuÄŸa kadar da ayaklarınızı yıkayın. EÄŸer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmiÅŸse yahut kadınlara dokunmuÅŸsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir topraÄŸa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
7 – Allah’ın, üzerinizdeki nimetini ve “İşittik, itaat ettik” dediÄŸinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi baÄŸladığı ahdini hatırlayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.
8 – Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle ÅŸahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliÄŸe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
9 – Allah, iman edenlere ve salih amel iÅŸleyenlere şöyle vaad etmiÅŸtir: Onlar için maÄŸfiret ve büyük bir mükafat vardır.
10 – İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, iÅŸte onlar, cehennemliktirler.
11 – Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmiÅŸti de, O (Allah) onların ellerini sizden çekmiÅŸti. Allah’tan korkun. Müminler yalnız Allah’a dayansınlar.
12 – Allah, İsrailoÄŸularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiÅŸ göndermiÅŸtik… Allah şöyle demiÅŸti: ” Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoÄŸru kıldığınız, zekatı verdiÄŸiniz, peygamberlerime iman ettiÄŸiniz ve onlara yardımda bulunduÄŸunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiÄŸiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoÄŸru yoldan sapmış olur.
13 – Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaÅŸtırdık. Kelimeleri yerlerinden deÄŸiÅŸtiriyorlar. Uyarıldıkları ÅŸeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.
14 – “Biz hıristiyanız” diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan ÅŸeylerin çoÄŸunu unutmuÅŸlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlara – elbette haber verecektir.
15 – Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiÅŸ olduÄŸunuz ÅŸeylerin çoÄŸunu açıklayan, çoÄŸundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah’tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiÅŸtir.
16 – Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoÄŸru yola sevk eder.
17 – Muhakkak ki, “Allah, ancak MeryemoÄŸlu İsa Mesih’tir” diyenler kâfir olmuÅŸlardır. (Onlara) de ki: ” Allah, MeryemoÄŸlu İsa Mesih’i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O’na kim engel olabilir? ” Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah’a aittir. O, dilediÄŸini yaratır. Allah, her ÅŸeye kadirdir.
18 – Yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oÄŸulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: ” O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?” Hayır, siz de O’nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediÄŸini bağışlar, dilediÄŸine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her ÅŸeyin mülkü Allah’ındır. Nihayet dönüş de O’nadır.
19 – Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiÄŸi bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her ÅŸeye kadirdir.
20 – Musa kavmine şöyle demiÅŸti: “Ey kavmim! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediÄŸini size verdi.”
21 – “Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı kutsal topraÄŸa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uÄŸrarsınız.”
22 – Onlar da: “Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. EÄŸer oradan çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz” dediler.
23 – Allah’tan korkan ve Allah’ın kendilerine nimet verdiÄŸi iki adam şöyle dedi: “Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. EÄŸer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah’a dayanın.
24 – Kavmi Musa’ya: “Ey Musa! Onlar orada olduÄŸu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb’in gidin savaşın. Biz burada oturacağız” dediler.
25 – Musa: “Ey Rabbim! Ben, kendimle kardeÅŸimden baÅŸkasına söz geçiremiyorum, artık bizimle bu fâsık kavmin arasını ayır” dedi.
26 – Allah Musa’ya şöyle dedi: “Kırk sene o mukaddes yer onlara haram kılınmıştır. Yeryüzünde ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolaÅŸacaklar. O fâsık kavim için üzülme!”.
27 – Onlara Âdem’in iki oÄŸluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuÅŸlardı, birinden kabul edilmiÅŸ, diÄŸerinden kabul edilmemiÅŸti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):” Seni öldüreceÄŸim” demiÅŸti. DiÄŸeri ise şöyle demiÅŸti: “Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder”.
28 – “Allah’a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak deÄŸilim, ben âlemlerin Rabb’i olan Allah’tan korkarım.
29 – “Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateÅŸ halkından olasın! Zalimlerin cezası budur”.
30 – Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeÅŸini öldürmeye teÅŸvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uÄŸrayanlardan oldu.
31 – Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeÅŸinin cesedini nasıl gömeceÄŸini göstermek için toprağı eÅŸeliyordu. “Yazıklar olsun bana, ÅŸu karga kadar olup da kardeÅŸimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?” dedi ve piÅŸman olanlardan oldu.
32 – Bunun içindir ki, İsrâiloÄŸulları’na: “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaÅŸamasına sebep olursa, bütün insanları yaÅŸatmış gibi olur” hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoÄŸu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33 – Allah ve Resulüne karşı savaÅŸan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde baÅŸka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
34 – Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler baÅŸka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
35 – Ey inananlar, Allah’tan korkun, O’na yaklaÅŸmaya yol arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluÅŸa eresiniz.
36 – Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
37 – Cehennem ateÅŸinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak deÄŸillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
38 – Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.
39 – Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
40 – Göklerin ve yerin mülkünün Allah’a ait olduÄŸunu, dilediÄŸine azap edip dilediÄŸini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herÅŸeye kâdirdir.
41 – Ey peygamber, ağızlarıyla “inandık” deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diÄŸer bir topluluÄŸa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden deÄŸiÅŸtirirler, “eÄŸer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının” derler. Allah birini ÅŸaşırtmak isterse, sen onun için Allah’a karşı hiçbir ÅŸey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiÅŸtir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.
42 – Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. EÄŸer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. EÄŸer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. EÄŸer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.
43 – İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inanıcı deÄŸillerdir.
44 – İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat’ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah’ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah’ın kitabı olduÄŸuna ÅŸahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah’ın indirdiÄŸiyle hükmetmezse, iÅŸte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
45 – Biz Tevrat’ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulaÄŸa kulak, diÅŸe diÅŸ ve yaralara karşılıklı kısas (ödeÅŸme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa, bu kendi günahlarına keffaret olur. Ve kim Allah’ın indirdiÄŸiyle hükmetmezse, iÅŸte onlar zalimlerin ta kendileridir.
46 – O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat’ı doÄŸrulayıcı olarak MeryemoÄŸlu İsa’yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden ve Allah’dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil’i verdik.
47 – İncil ehli de Allah’ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah’ın indirdiÄŸi ile hükmetmezse, iÅŸte onlar fâsıkların ta kendileridir.
48 – Sana da (ey Muhammed) geçmiÅŸ kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur’ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiÄŸi ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir ÅŸeriat ve yol belirledik. EÄŸer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koÅŸun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilafa düştüğünüz ÅŸeyleri size haber verir.
49 – Aralarında Allah’ın indirdiÄŸiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiÄŸinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. EÄŸer Allah’ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uÄŸratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoÄŸu yoldan çıkanlardır.
50 – Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?
51 – Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doÄŸru yola iletmez.
52 – Kalblerinde hastalık bulunanların :” Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyerek, onların arasına koÅŸuÅŸtuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iÅŸ) getirir de içlerinde gizlediklerine piÅŸman olurlar.
53 – İman edenler: “Sizinle beraber olduklarına dair, Allah’a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?” derler. Onların bütün amelleri boÅŸa gitmiÅŸtir ve kaybedenlerden olmuÅŸlardır.
54 – Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuÅŸak, kâfirlere karşı da onurlu ve ÅŸiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediÄŸine verir. Allah, geniÅŸ ihsan sahibidir, her ÅŸeyi çok iyi bilendir.
55 – Sizin asıl dostunuz Allah’tır, O’nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
56 – Kim Allah’ı, O’nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları galip geleceklerdir.
57 – Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiÅŸ olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eÄŸlence konusu yapanları dost edinmeyin. EÄŸer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah’dan gereÄŸince korkun.
58 – Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eÄŸlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.
59 – De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoÅŸlanmıyorsunuz? Oysa çoÄŸunuz yoldan çıkmışlarsınız”.
60 – De ki: “Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiÅŸ ve gazabına uÄŸratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve ÅŸeytana tapanlar yapmışsa, iÅŸte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır”.
61 – Onlar, size geldikleri zaman, “iman ettik” dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.
62 – Onlardan çoÄŸunu, günah iÅŸlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları ÅŸeyler ne kötüdür!
63 – Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları ÅŸey ne kötüdür!
64 – Yahudiler, “Allah’ın eli çok sıkıdır” dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri baÄŸlansın ve lanete uÄŸrasınlar! Aksine Allah’ın elleri açıktır, dilediÄŸi gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoÄŸunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaÅŸ için bir ateÅŸ yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozÄŸunculuÄŸa koÅŸarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.
65 – EÄŸer kitap ehli iman etmiÅŸ ve layıkıyla korunmuÅŸ olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık.
66 – EÄŸer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve kendilerine indirileni gereÄŸince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoÄŸunun yaptıkları ne kadar kötüdür!
67 – Ey ÅŸanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliÄŸ et! EÄŸer bunu yapmazsan O’nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. DoÄŸrusu Allah, kâfirler toplumunu doÄŸru yola iletmez.
68 – De ki: “Ey kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde deÄŸilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoÄŸunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Åžu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!
69 – Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel iÅŸlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
70 – Andolsun biz, İsrailoÄŸulları’ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoÅŸlanmadığı bir ÅŸey getirmiÅŸse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.
71 – Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoÄŸu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.
72 – Andolsun, “Allah, Meryem’in oÄŸlu Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuÅŸlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey İsrailoÄŸulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a ortak koÅŸarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur” demiÅŸti.
73 – “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler elbette kâfir olmuÅŸlardır. Oysa tek ilâhtan baÅŸka ilâh yoktur. EÄŸer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktır.
74 – Hâlâ Allah’a tevbe edip O’ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
75 – Meryem’in oÄŸlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiÅŸtir. Anası da dosdoÄŸru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!
76 – De ki: “Allah’ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen ÅŸeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah iÅŸitendir, bilendir”.
77 – De ki: “Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doÄŸru yolu kaybetmiÅŸ bir kavmin keyiflerine uymayın”.
78 – İsrailoÄŸulları’ndan küfredenler, Davud ve Meryem’in oÄŸlu İsa diliyle lanetlenmiÅŸlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.
79 – Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları ÅŸey ne kötü idi.
80 – Onlardan birçoÄŸunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduÄŸu ÅŸey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiÅŸtir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.
81 – EÄŸer onlar, Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’ân’a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoÄŸu yoldan çıkmış kimselerdir.
82 – İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en ÅŸiddetlisi olarak yahudileri ve Allah’a ortak koÅŸanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Biz hıristiyanlarız” diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keÅŸiÅŸler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.
83 – Peygamber’e indirilen (Kur’ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduÄŸunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaÅŸla dolup taÅŸtığını görürsün. Onlar: ” Ey Rabb’imiz iman ettik, bizi de ÅŸahitlerden yaz” derler.
84 – “Hem biz Rabb’imizin bizi iyi kiÅŸilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah’a ve hak olarak bize gelen ÅŸeylere inanmayalım!”.
85 – Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
86 – İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.
87 – Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz ÅŸeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
88 – Allah’ın size verdiÄŸi rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah’tan korkun.
89 – Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiÄŸinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir ÅŸey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiÄŸiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
90 – Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taÅŸlar (putlar) ve fal okları ÅŸeytan iÅŸi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluÅŸa eresiniz.
91 – Åžeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz deÄŸil mi?
92 – Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Kötülüklerden sakının. EÄŸer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber’imize düşen sadece apaçık tebliÄŸdir.
93 – İman edip salih amel iÅŸleyenler, Allah’tan korktukları, imanlarında sebat ettikleri, salih amel iÅŸlemeye devam ettikleri, sonra Allah’tan sakındıkları, imanlarından ayrılmadıkları, yine Allah’tan korktukları ve iyilikte bulundukları müddetçe, daha önce yediklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah iyilikte bulunanları sever.
94 – Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın eriÅŸeceÄŸi bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardır.
95 – Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı iÅŸin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe’ye ulaÅŸacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kiÅŸi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmiÅŸi affetmiÅŸtir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.
96 – Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduÄŸunuz müddetçe size haram edilmiÅŸtir. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun.
97 – Allah, Kâbe’yi, o Beyt-i haram’ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan herÅŸeyi bildiÄŸini ve Allah’ın herÅŸeyi hakkıyle bilici olduÄŸunu sizin de bilmeniz içindir.
98 – İyi bilin ki Allah, hem cezası çok ÅŸiddetli olandır, hem de çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
99 – Peygamber’in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
100 – De ki:”Pis olan ÅŸeyle temiz olan ÅŸey bir olmaz, pis olanın çokluÄŸu hoÅŸuna gitse bile”. Ey selim akıl sahipleri Allah’tan korkun ki kurtuluÅŸa eresiniz.
101 – Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoÅŸunuza gitmeyecek olan ÅŸeylerden sormayın. EÄŸer onları Kur’ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiÅŸtir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuÅŸak davranandır.
102 – Sizden önce gelen bir kavim bunları sormuÅŸtu da sonra inkâr etmiÅŸti.
103 – Allah, ne “bahîre”yi, ne “sâibe”yi, ne “vesile”yi ve ne de “hâm”ı meÅŸru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah’a yalan iftira etmektedirler. Onların çoÄŸunun akılları ermez.
104 – Onlara: ” Allah’ın indirdiÄŸi (kitabı)ne ve peygamber’e gelin” dendiÄŸi zaman:” Atalarımızı üzerinde bulduÄŸumuz ÅŸey bize yeter” derler. Ataları bir ÅŸey bilmeyen ve doÄŸru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı?
105 – Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doÄŸru yolda olduÄŸunuz takdirde doÄŸru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir.
106 – Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiÄŸi zaman, vasiyet sırasında aranızdaki ÅŸahitliÄŸin hükmü, kendi içinizden iki adaletli ÅŸahit, yahut yeryüzünde yolculuÄŸa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diÄŸer iki ÅŸahit tutmaktır. EÄŸer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah’a şöyle yemin ederler: “Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah’ın ÅŸahitliÄŸini gizlemeyeceÄŸiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz”.
107 – EÄŸer o iki ÅŸahidin bir günah iÅŸledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diÄŸer iki kiÅŸi onların yerine geçerler ve: “Bizim ÅŸahitliÄŸimiz, önceki iki kiÅŸinin ÅŸahitliÄŸinden daha doÄŸrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk” diye Allah’a yemin ederler.
108 – İşte bu, ÅŸahitliklerini gerektiÄŸi gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah’tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doÄŸru yoldan çıkan bir topluluÄŸu hidayete erdirmez.
109 – Allah, Resulleri topladığı gün:” Size ne cevap verildi? “der. “Bizim bilgimiz yok” derler, “gizlileri bilen yalnız sensin, sen!”.
110 – Allah şöyle diyecektir: “Ey MeryemoÄŸlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiÅŸtim. BeÅŸikteyken ve kemâle ermiÅŸken insanlarla konuÅŸuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiÅŸtim. İznimle çamurdan kuÅŸ ÅŸeklinde bir ÅŸey yapmış ve ona üflemiÅŸtin, o da iznimle kuÅŸ olmuÅŸtu. Anadan doÄŸma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileÅŸtirmiÅŸtin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoÄŸulları’na âyetlerle geldiÄŸin ve onlardan inkâr edenlerin: “Bu ancak apaçık bir sihirdir” dedikleri zaman seni, onlardan korumuÅŸtum.
111 – Hani Havarilere: ” Bana ve Resulüme iman edin” diye ilham etmiÅŸtim. Onlar da: “İman ettik, bizim şüphesiz müslümanlar olduÄŸumuza ÅŸahit ol” demiÅŸlerdi.
112 – Havariler:” Ey MeryemoÄŸlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” dediler. İsa da: “İnanıyorsanız Allah’tan korkun” dedi.
113 – Havâriler: “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doÄŸru söylediÄŸini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım” dediler.
114 – MeryemoÄŸlu İsa da: “Allah’ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!” dedi.
115 – Allah buyurdu ki:” Ben onu size indireceÄŸim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım”.
116 – Ve Allah demiÅŸti ki: “Ey MeryemoÄŸlu İsa, sen mi insanlara: ‘Beni ve annemi, Allah’tan baÅŸka iki tanrı edinin’ dedin?”. “Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birÅŸeyi söylemem bana yakışmaz. EÄŸer demiÅŸ olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!”.
117 – “Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah’a kulluk edin, dedim. Aralarında olduÄŸum müddetçe onlara ÅŸahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herÅŸeyi görensin.
118 – “EÄŸer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eÄŸer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin”.
119 – Allah buyurdu ki: “Bu, sadıklara doÄŸruluklarının fayda saÄŸladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır”. Allah onlardan razı olmuÅŸ, onlar da O’ndan razı olmuÅŸlardır. İşte büyük kurtuluÅŸ budur.
120 – Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herÅŸeyin mülkü Allah’ındır. O herÅŸeye kâdirdir.





