3-AL-İ İMRAN:
1 – Elif, Lâm Mîm,
2 – Allah, kendisinden baÅŸka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur
3 – 4 – O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doÄŸrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat’ı ve İncil’i de yine O indirmiÅŸti.. Evet bu Furkan’ı da O indirdi. Gerçek ÅŸu ki, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.
5 – Åžu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir ÅŸey Allah’a gizli kalmaz.
6 – Sizi, rahimlerde dilediÄŸi gibi ÅŸekillendiren O’dur. Kendisinden baÅŸka tanrı olmayan, ÅŸan, ÅŸeref ve hikmet sahibi olan O’dur.
7 – Sana bu kitabı indiren O’dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. DiÄŸer bir kısmı da müteÅŸabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te’vil yapmak için onun müteÅŸabih olanlarının peÅŸine düşerler. Halbuki onun te’vilini Allah’dan baÅŸka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.” derler. Üstün akıllılardan baÅŸkası da derin düşünmez.
8 – Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiÄŸin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
9 – Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiÄŸin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
10 – Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceÄŸinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
11 – Gerçek ÅŸu ki, kâfirlere, Allah’tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateÅŸin yakıtı olacaklar.
12 – GidiÅŸatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidiÅŸatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları iÅŸledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaÅŸağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
13 – O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uÄŸrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
14 – Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir iÅŸaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiÄŸi yardımla dilediÄŸini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.
15 – İnsanlara kadınlar, oÄŸullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle baÄŸlanılan ÅŸeyler çok süslü gösterilmiÅŸtir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını saÄŸlayan ÅŸeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
16 – De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eÅŸler var, hem de Allah’dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.
17 – Onlar ki, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateÅŸ azabından koru!” derler.
18 – O sabredenleri, o doÄŸruluktan ÅŸaÅŸmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiÄŸfar edip yalvaranları (görür).
19 – Allah ÅŸehadet eyledi ÅŸu gerçeÄŸe ki, baÅŸka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoÄŸru olarak buna ÅŸahittir ki, baÅŸka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
20 – DoÄŸrusu Allah katında din, İslâm’dır; o kitap verilenlerin anlaÅŸmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taÅŸkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
21 – Buna karşı seninle münakayaÅŸa kalkışırlarsa de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim etmiÅŸimdir”. Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” EÄŸer İslâm’a girerlerse hidayete ermiÅŸ olurlar. EÄŸer yüz çevirirlerse, sana düşen ÅŸey ancak tebliÄŸ etmektir. Allah kulları görendir. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
22 – İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boÅŸa gitmiÅŸtir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
23 – Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiÅŸ olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah’ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
24 – Bunun sebebi, onların “belli günlerden baÅŸka bize asla ateÅŸ azabı dokunmaz” demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
25 – O geleceÄŸinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiÄŸi vakit halleri nasıl olacaktır?
26 – De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediÄŸine verirsin, dilediÄŸinden de onu çeker alırsın, dilediÄŸini aziz edersin, dilediÄŸini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her ÅŸeye kâdirsin.
27 – Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. DilediÄŸine de hesapsız rızık verirsin.
28 – Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah’dan iliÅŸiÄŸi kesilmiÅŸ olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız baÅŸkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiÅŸ Allah’adır.
29 – De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her ÅŸeye kadirdir.
30 – O gün her nefis, ne hayır iÅŸlemiÅŸse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah, kullarını çok esirger.
31 – De ki, siz gerçekten Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.
32 – De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! EÄŸer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
33 – Gerçekten Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.
34 – Bir zürriyet olarak birbirinden gelmiÅŸlerdir. Allah her ÅŸeyi iÅŸitendir, bilendir.
35 – İmran’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen iÅŸitensin, bilensin.” demiÅŸti.
36 – Onu doÄŸurunca -Allah onun ne doÄŸurduÄŸunu bilip dururken- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doÄŸurdum; erkek, kız gibi deÄŸildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koÄŸulmuÅŸ ÅŸeytanın ÅŸerrinden sana ısmarlıyorum”.
37 – Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir ÅŸekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiÅŸtirdi ve Zekeriyya’nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduÄŸu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” deyince, o da: “Bu, Allah katındandır.” derdi. Şüphesiz Allah, dilediÄŸine hesapsız rızık verir.
38 – Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle iÅŸitensin” dedi.
39 – Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah’dan bir kelimeyi doÄŸrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.” diye ünlediler.
40 – Zekeriyya: “Ey Rabbim, benim nasıl oÄŸlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım ise kısırdır.” dedi. Allah: “Öyledir, fakat Allah dilediÄŸini yapar.” buyurdu.
41 – Zekeriyya: “Rabbim! (oÄŸlum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da buyurdu ki: “Senin için alâmet, insanlara üç gün, iÅŸaretten baÅŸka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akÅŸam tesbih et”.
42 – Hani melekler: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.
43 – Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku’ edenlerle beraber rüku’ et” demiÅŸlerdi.
44 – İşte bu, sana vahyettiÄŸimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) “Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak?” diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında deÄŸildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.
45 – Melekler şöyle demiÅŸti: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oÄŸlu İsa Mesih’dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah’a çok yakınlardandır.
46 – BeÅŸikte de, yetiÅŸkin çağında da insanlarla konuÅŸacak ve iyilerden olacaktır.
47 – (Meryem): “Ey Rabbim, bana bir beÅŸer dokunmamışken benim nasıl çocuÄŸum olur?” dedi. Allah: “Öyle ama, Allah dilediÄŸini yaratır, bir ÅŸeyin olmasını dilediÄŸinde ona sadece ‘ol!’ der, o da hemen oluverir.” dedi.
48 – Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil’i öğretir.
49 – Allah onu İsrailoÄŸullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: “Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuÅŸ biçiminde çamurdan birÅŸey yaparım da içine üflerim, Allah’ın izniyle o, kuÅŸ olur; anadan doÄŸma körü ve alacalıyı iyileÅŸtiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm”.
50 – “Önümdeki Tevrat’ı doÄŸrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı ÅŸeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah’tan korkun da bana uyun”.
51 – “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O’na kulluk edin! İşte bu, doÄŸru yoldur”.
52 – İsa onların inkârlarını hissedince: “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler: “Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah’a iman ettik. Åžahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız.” dediler.
53 – Ey Rabbimiz, senin indirdiÄŸine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi ÅŸahidlerle beraber yaz.
54 – Onlar hileye baÅŸvurdular, Allah da onların tuzağını boÅŸa çıkardı. Allah hileleri boÅŸa çıkaranların en hayırlısıdır.
55 – O zaman Allah şöyle dedi: “Ey İsa, şüphesiz ki seni öldüreceÄŸim, seni kendime yükselteceÄŸim ve seni inkârcılardan temizleyeceÄŸim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceÄŸim”.
56 – “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de ÅŸiddetli bir ÅŸekilde azab edeceÄŸim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır”.
57 – “İman edip iyi iÅŸler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez”.
58 – İşte bu sana okuduÄŸumuz, âyetlerden ve hikmetli Kur’ân’dandır.
59 – DoÄŸrusu Allah katında İsa’nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem’in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona “ol!” dedi, o da oluverdi.
60 – Bu hak (gerçek) senin rabbindendir, o halde şüphecilerden olma.
61 – Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oÄŸullarımızı ve oÄŸullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleÅŸelim; Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim”.
62 – İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. Allah’tan baÅŸka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
63 – EÄŸer (haktan) yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir.
64 – De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah’tan baÅŸkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir ÅŸeyi eÅŸ tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaÅŸtırmasın. EÄŸer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Åžahit olun biz müslümanlarız”.
65 – Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiÅŸtir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
66 – İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan ÅŸey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan ÅŸey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
67 – İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoÄŸru bir müslümandı, müşriklerden de deÄŸildi.
68 – DoÄŸrusu onların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, ÅŸu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.
69 – Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar.
70 – Ey kitap ehli! (gerçeÄŸi) gördüğünüz halde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
71 – Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeÄŸi gizliyorsunuz?
72 – Kitap ehlinden bir grup: “Müminlere indirilene günün baÅŸlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler.” dedi.
73 – “Ve kendi dininize uyanlardan baÅŸkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz doÄŸru yol, Allah’ın yoludur”. (Onlar kendi aralarında): “Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiÅŸ olduÄŸuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine” (de inanmayın dediler). De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediÄŸine verir. Allah, rahmeti bol olan, her ÅŸeyi hakkıyla bilendir”.
74 – Rahmetini dilediÄŸine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir.
75 – Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur.” demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
76 – Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.
77 – Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, iÅŸte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuÅŸmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.
78 – Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doÄŸru eÄŸip bükerler. Halbuki o, kitaptan deÄŸildir. “Bu, Allah katındandır.” derler; oysa o, Allah katından deÄŸildir. Allah’a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler.
79 – İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: “Allah’ı bırakıp bana kul olun.” demesi yakışmaz. Fakat onun: “ÖğrettiÄŸiniz ve okuduÄŸunuz kitap gereÄŸince Rabb’e halis kullar olun” (demesi uygundur).
80 – Ve O size: “Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin.” diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?
81 – Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: “Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doÄŸrulayıcı bir peygamber geldiÄŸinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” demiÅŸti. Onlar: “Kabul ettik” dediler. (Allah da) dedi ki: “Öyleyse ÅŸahit olun, ben de sizinle beraber ÅŸahit olanlardanım”.
82 – Artık bundan sonra her kim dönerse, iÅŸte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
83 – Onlar, Allah’ın dininden baÅŸkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O’na boyun eÄŸmiÅŸtir ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.
84 – De ki: “Allah’a, bize indirilen (Kur’ân)e, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O’na teslim olmuÅŸlarız”.
85 – Kim İslâm’dan baÅŸka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
86 – İnandıktan, Peygamber’in hak olduÄŸuna ÅŸehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doÄŸru yola eriÅŸtirir? Allah zalimler güruhunu doÄŸru yola iletmez.
87 – İşte onların cezaları, Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.
88 – Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
89 – Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler baÅŸka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.
90 – Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
91 – Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
92 – SevdiÄŸiniz ÅŸeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliÄŸe asla eriÅŸemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
93 – Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoÄŸullarına helal idi. De ki: “EÄŸer doÄŸrulardan iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun”.
94 – Kim bundan sonra Allah’a karşı yalan uydurursa, iÅŸte onlar zalimlerin ta kendileridir.
95 – De ki: “Allah doÄŸru söylemiÅŸtir. Öyle ise dosdoÄŸru, Allah’ı birleyici olarak İbrahim’in dinine uyun. O, müşriklerden deÄŸildi”.
96 – Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.
97 – Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstaÄŸni (kimseye muhtaç deÄŸil, her ÅŸey ona muhtaç)dir.
98 – De ki: “Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?”
99 – De ki: “Ey kitap ehli! GerçeÄŸi görüp bildiÄŸiniz hâlde niçin Allah’ın yolunu eÄŸri göstermeye yeltenerek müminleri Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz deÄŸildir”.
100 – Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.
101 – Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah’a sımsıkı baÄŸlanırsa, kesinlikle doÄŸru yola iletilmiÅŸtir.
102 – Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır ÅŸekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.
103 – Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleÅŸtirmiÅŸti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeÅŸler olmuÅŸtunuz. Yine siz, bir ateÅŸ çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doÄŸru yola eresiniz.
104 – İçinizden hayra çağıran, iyiliÄŸi emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluÅŸa eren onlardır.
105 – Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
106 – O gün bazı yüzler aÄŸarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: “İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” (denecektir).
107 – Yüzleri aÄŸaranlara gelince, (onlar) Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
108 – Bunlar Allah’ın, sana gerçek olarak okuyageldiÄŸimiz, âyetleridir. Allah âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.
109 – Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Bütün iÅŸler Allah’a döndürülür.
110 – Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliÄŸi emreder, kötülükten vazgeçirmeÄŸe çalışır ve Allah’a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoÄŸu yoldan çıkmışlardır.
111 – Onlar size eziyetten baÅŸka bir zarar veremezler. EÄŸer sizinle savaÅŸmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
112 – Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuÅŸtur. MeÄŸer ki Allah’ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah’ın hışmına uÄŸradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmiÅŸ olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiÅŸ ve haddi de aÅŸmışlardı.
113 – Hepsi bir deÄŸildirler. Kitap ehli içinde doÄŸruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.
114 – Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliÄŸi emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır iÅŸlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.
115 – Onlar ne hayır iÅŸlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden gereÄŸi gibi sakınanları bilir.
116 – O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah’a karşı hiçbir fayda saÄŸlamayacaktır. Onlar, ateÅŸ halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.
117 – Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluÄŸun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soÄŸuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
118 – Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaÅŸ edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taÅŸmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık.
119 – İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluÅŸtukları zaman “inandık” derler. BaÅŸbaÅŸa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “kininizle geberin!”. Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.
120 – Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. EÄŸer sabreder ve Allah’dan gereÄŸince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuÅŸatmıştır.
121 – Hani sen sabah erkenden müminleri savaÅŸ mevzilerine yerleÅŸtirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla iÅŸiten ve bilendir.
122 – O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuÅŸtu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.
123 – Andolsun, sizler güçsüz olduÄŸunuz halde Allah size Bedir’de yardım etmiÅŸti. Allah’tan sakının ki, O’na şükretmiÅŸ olasınız.
124 – O zaman sen müminlere: “Rabbinizin size, indirilmiÅŸ üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
125 – Evet, sabreder ve (Allah’tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size niÅŸanlı niÅŸanlı beÅŸ bin melekle yardım eder.
126 – Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.
127 – (Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya periÅŸan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı).
128 – Bu iÅŸten sana hiçbir ÅŸey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.
129 – Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. DilediÄŸini bağışlar, dilediÄŸine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
130 – Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluÅŸa eresiniz.
131 – Kâfirler için hazırlanmış olan ateÅŸten sakının.
132 – Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.
133 – Rabbinizin bağışına ve geniÅŸliÄŸi göklerle yer arası kadar olan, Allah’tan gereÄŸi gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koÅŸun!
134 – O (Allah’tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.
135 – Ve onlar çirkin bir günah iÅŸledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah’tan baÅŸka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, iÅŸledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler.
136 – İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
137 – Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, ÅŸeriatler gelip geçmiÅŸtir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduÄŸunu bir görün.
138 – Bu (Kur’ân) insanlar için bir açıklama, Allah’dan gereÄŸince korkanlar için doÄŸru yolu gösterme ve bir öğüttür.
139 – GevÅŸemeyin, üzülmeyin, eÄŸer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.
140 – EÄŸer size (Uhud savaşında) bir yara deÄŸmiÅŸse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuÅŸtu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah’ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden ÅŸahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.
141 – Bir de bu, Allah’ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir.
142 – Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceÄŸinizi mi sandınız?
143 – Andolsun ki siz ölümle karşılaÅŸmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
144 – Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiÅŸtir. Åžimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah’a hiçbir ÅŸekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.
145 – Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.
146 – Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda baÅŸlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eÄŸmediler. Allah sabredenleri sever.
147 – Onların sözleri ancak: “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve iÅŸlerimizdeki taÅŸkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!” demekten ibaretti.
148 – Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliÄŸini verdi. Allah güzel davrananları sever.
149 – Ey iman edenler! Siz eÄŸer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler. O zaman büsbütün kaybedersiniz.
150 – Hayır! Sizin mevlanız Allah’tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.
151 – Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediÄŸi ÅŸeyleri O’na ortak koÅŸmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateÅŸtir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
152 – Siz Allah’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiÅŸtir. Allah size sevdiÄŸiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber’in verdiÄŸi) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.
153 – Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
154 – Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah’a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve “Bu iÅŸten bize ne?” diyorlardı. De ki: “Bütün iÅŸ Allah’ındır”. Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: “Bize bu iÅŸten bir ÅŸey olsaydı burada öldürülmezdik”. Onlara şöyle söyle: “EÄŸer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.
155 – İki toplumun karşılaÅŸtığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, ÅŸeytan onların kazandıkları bazı ÅŸeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. KuÅŸkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuÅŸak)dir.
156 – Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaÅŸa çıkan kardeÅŸleri için: “EÄŸer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi.” diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
157 – EÄŸer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
158 – Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
159 – Sen (o zaman), sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuÅŸak davrandın. EÄŸer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah’dan maÄŸfiret dile. (Yapacağın) iÅŸlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah’a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
160 – Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. EÄŸer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar.
161 – Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devlet-millet malını aşırması) yaraÅŸmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uÄŸramazlar.
162 – Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uÄŸrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası!
163 – Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
164 – Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuÅŸtur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
165 – (Bedir’de düşmanı) iki katına uÄŸrattığınız bir musibet (Uhud’da) size çarpınca mı: “Bu nereden” dediniz? De ki: “Bu başınıza gelen kendinizdendir”. Şüphesiz Allah her ÅŸeye kâdirdir.
166 – 167 – İki topluluÄŸun karşılaÅŸtığı günde başınıza gelen musibet de Allah’ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: “Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz.” denilmiÅŸti. Onlar ise: “Biz savaÅŸmasını (veya savaÅŸ olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik.” demiÅŸlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
168 – Kendileri oturup kaldıkları halde kardeÅŸleri için: “EÄŸer bize uysalardı öldürülmezlerdi” dediler. Onlara de ki: “EÄŸer iddianızda doÄŸru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaÅŸtırınız”.
169 – Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar.
170 – Allah’ın lütfundan verdiÄŸi nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaÅŸamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
171 – Onlar, Allah’ın nimetini, keremini ve Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceÄŸini müjdelerler.
172 – Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi’nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereÄŸince Allah’tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.
173 – İnsanlar onlara: “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.” dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir”.
174 – Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah’ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.
175 – (Size o haberi getiren) ancak ÅŸeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eÄŸer mümin iseniz benden korkun.
176 – Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiç bir ÅŸekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır.
177 – İman karşılığında inkarı satın alanlar Allah’a hiç bir zarar veremezler. Onlar için acı bir azap vardır.
178 – Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, ÅŸahısları için hayırlı olduÄŸunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
179 – Allah, müminleri içinde bulunduÄŸunuz ÅŸu durumda bırakacak deÄŸildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da deÄŸildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediÄŸini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. EÄŸer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardır.
180 – Allah’ın, kendilerine lütfundan verdiÄŸi nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduÄŸunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri için ÅŸerdir. Cimrilik ettikleri ÅŸey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
181 – Allah, “Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.” diyenlerin lafını elbette duymuÅŸtur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceÄŸiz: “Tadın o yakıcı azabı!”.
182 – “Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır”. Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.
183 – “AteÅŸin yiyeceÄŸi bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceÄŸimize dair Allah bize ahidde bulundu.” diyenlere de ki: “Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediÄŸiniz ÅŸeyle geldi. EÄŸer doÄŸru insanlarsanız, ya onları niçin öldürdünüz?”
184 – EÄŸer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
185 – Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaÅŸtırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluÅŸa ermiÅŸtir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten baÅŸka birÅŸey deÄŸildir.
186 – Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koÅŸanlardan size eziyet verici bir çok söz iÅŸiteceksiniz. EÄŸer sabreder ve Allah’dan gereÄŸi gibi korkarsanız, şüphesiz iÅŸte bu azmi gerektiren iÅŸlerdendir.
187 – Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa deÄŸiÅŸtiler. Yaptıkları bu alışveriÅŸ ne kadar kötüdür.
188 – O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları ÅŸeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
189 – Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah her ÅŸeye kâdirdir.
190 – Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidiÅŸinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.
191 – Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve “Rabbimiz! Sen bunu boÅŸ yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateÅŸin azabından koru.” derler.
192 – “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateÅŸine sokarsan onu rezil etmiÅŸsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur”.
193 – “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi iÅŸittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiÅŸ kullarınla beraber yanına al”.
194 – “Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiÄŸini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiÄŸin sözden dönmezsin”.
195 – Rableri onlara ÅŸu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceÄŸim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaÅŸanlar ve öldürülenler… Onların günahlarını elbette örteceÄŸim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır”.
196 – Kâfirlerin diyar diyar dolaÅŸmaları sakın seni aldatmasın.
197 – Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
198 – Fakat Rablerinden gereÄŸince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır.
199 – Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah’a boyun eÄŸerek inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir deÄŸere deÄŸiÅŸmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
200 – Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleÅŸin, Allah’dan gereÄŸince korkun ki, kurtuluÅŸa eresiniz.





