İSLÂM’DA İCTİMAİ NİZAM

LİAN (LANETLEŞME)

Lian kelimesi “el-la’n” kelimesinden türemiştir. Buna göre erkek veya kadından her biri yalan söylüyor ise beşinci defa da kendisini lanetlemiş olur. Bunun aslı, şu ayette mevcuttur:

“Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanların şahitliği; kendisinin doğru sözlülerden olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit tutmasıdır. Beşincisi ise; eğer yalancılardan ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasıdır. Kocasının yalancılardan olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutması kadından cezayı kaldırır. Beşincisi ise; kocası doğrulardan ise kendisinin Allah’ın gazabına uğramasıdır.”

Ebu Davud İbni Abbas’a ait bir isnadında şöyle rivayet eder:

“Allah’ın tevbelerini kabul ettiği üç kişiden biri olan Hilal bin Ümeyye akşam vakti tarlasından döndüğünde ailesinin yanında bir erkeğin bulunduğunu gözleri ile gördü ve kulakları ile işitti. Sabah oluncaya kadar ona bir şey söylemedi. Sabahleyin doğru Rasulullah (s.a.v.)’e gelerek şöyle dedi: Ya Rasulallah!

Ailemin yanına geldiğim zaman yanında bir erkeğin bulunduğunu gözlerimle gördüm ve kulaklarımla işittim. Allah’ın Rasulü onun söylediği bu haberden hiç hoşlanmadı. Daha sonra üzerine vahyin şiddeti çöktü ve mülaane; “Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanların şahitliği; kendisinin doğru sözlülerden olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit tutmasıdır.” ayeti ve devamındaki iki ayet indi. Allah Rasulü (s.a.v.)’den vahyin ağırlığı kalktıktan sonra; “Müjdeler olsun ey Hilal, Allah, senin için bir çıkış ve ferahlık yolu kıldı” buyurdu. Hilal şöyle dedi: “Zaten ben de Rabbimden bunu diliyordum.” Rasulullah (s.a.v.) Hilalin karısına haber göndermelerini söyledi ve ona birisini gönderdiler. Allah Rasulü inen ayeti her ikisine de okudu. Onlara hatırlatmada bulundu, ahiret azabının dünya azabından çok daha şiddetli olduğunu bildirdi. Hilal: “Allah’a yemin olsun ki ona karşı doğru söyledim” dedi. Kadın: “Yalan söylüyor” dedi. bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): “Aranızda lanetleşin” dedi. Hilal’e: Şehadet et denildi. Kendisinin doğru sözlülerden olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutarak şehadet etti. Beşinciye geldiğinde ona: “Ey Hilal, Allah’tan kork. Şüphesiz ki dünya azabı ahiret azabından daha hafiftir. Bu beşinci ile azabı kendine vacip kılıyorsun” denildiğinde; “Allah’a yemin ederim ki bu sebeple Allah bana azap etmeyecek. Nitekim bu sebeple bana değnek vurma cezası da verilmeyecek” dedi. Ardından beşincisinde de; eğer yalancılardan ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını isteyerek şehadet etti. Sonra kadına, kocasının yalancı olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutarak şehadet et, denildi. Beşincisine gelindiğinde kadına: “Allah’tan kork, muhakkak dünya azabı ahiret azabından daha hafiftir. Bu beşinci ile kendi üzerine azabı vacip kılmış oluyorsun” denildi de bir süre durakladı, sonra: “Allah’a yemin ederim ki kavmimi rüsvay etmeyeceğim” dedi ve beşinci defa şehadet ederek eğer, kocası doğru sözlülerden ise kendisinin Allah’ın gazabına uğramasını istedi. Bunun üzerine Allah Rasulü (s.a.v.) aralarını ayırdı ve kadının geçiminden ve barındırılmasından Hilal’in sorumlu olmadığına hükmetti.”

Birisi eşine zina iftira eder ve ona: “Sen zina ettin”, “Sen zanisin” veya “Seni zina ederken gördüm” deyip ardından da bu iftirasını ispatlayacak beyyine getirmezse ve lanetleşmezse hadd ile cezalandırılması gerekir. Bunun delili Allah (c.c.)’ın şu ayetidir:

“…Dair dört defa Allah’ı şahit tutması kadından cezayı kaldırır.” Ayete göre kadının cezadan kurtulduğu hadd, Allah’ın ayette belirttiği şu cezadır:

“…Müminlerden bir taife de onların azaplarına şahit olsunlar.” Çünkü, Hilal ibni Ümeyye Rasulullah’a gelip durumunu haber verdiğinde, kadını çağırdı ve ikisine lian yaptırdı. Bu durum zinanın sabit olduğu özel hallerden birisidir. Yani erkek, karısının zina ettiğini iddia ederse bu iddia erkeğin lian yapması kadının da yapmaması ile sabit olur. Eğer kadın lian yaparsa zina suçu sabit olmaz. Kadının lian yapmaktan kaçınması zina yaptığını sabitleştirir ve erkeğin lianından dolayı kadına hadd vurulması gerekir.

Şayet ikisi de lianlaşıp hakim aralarını ayırırsa ebedi olarak birleşemezler. Sonsuza kadar birleşmeleri haramdır. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) lianlaşanların arasını ayırmıştır. Malik, Nafi’den, o da, İbni Ömer’den rivayet ettiğine göre: “Rasulullah (s.a.v.) devrinde adamın birisi karısına lian yaptı ve çocuğunu reddetti. Rasulullah aralarını ayırdı ve çocuğu kadına verdi.”

Sehl İbni Sa’d rivayetinde şöyle der: “Lianlaşanlar hakkında aralarının ayrılması ebedi olarak birleşmemeleri hususunda sünnet gerçekleşmiştir (hükmünü vermiştir).” Lian sonucu gerçekleşen bu ayrılık bir nevi feshdir. Çünkü sonsuza kadar birleşmeyi haram kılmaktadır. Kişi kendisini yalanlasa dahi birleşmeleri helal olmaz. Ancak iddiasından döner veya kendisini yalanlarsa, kadının lehine kocanın aleyhine hadd ile cezalandırılması gerekir. Liandan önce de olsa sonra da olsa çocuğun nesebi kendisine verilir.

Erkeğin hadd ile cezalandırılmaktan kurtulup kadının hadd ile cezalandırılmasını gerektiren durum şudur: Erkek hakimin huzurunda; “Allah şahidimdir ki zina etti” diyerek eliyle karısını işaret etmesi, karısının hazır bulunmaması halinde ise ismini söyleyerek aynı şeyi dört defa tekrarlamasının ardından beşinci defa aynı şeyi söylemeden durdurularak: “Allah’tan kork, şüphesiz ki bu sözünle üzerine azabı vacip kılıyorsun, dünya azabı ahiret azabından daha hafiftir” denilerek uyarılmasıdır. Buna rağmen lianı tamamlamak isterse lianı şu şekilde tamamlar: “Ona isnat ettiğim zina meselesinde yalan söyleyenlerden isem Allah’ın laneti üzerime olsun.” Aynı şekilde kadın da şöyle der: “Allah şahidim olsun ki yalan söyledi” sözünü dört defa tekrarlaması beşincisinde durdurularak erkeğin korkutulduğu gibi korkutulmasıdır. Beşinciyi söylemekten kaçınmazsa lianı şu sözlerle tamamlamasıdır: “Bana isnat ettiği zina meselesinde doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabı benim üzerime olsun.” Eğer çocuk varsa lianda çocuk da zikredilmelidir. Erkek; “Allah şahidimdir ki zina etti” ve ardından da: “Bu çocuk benim değildir” der. Kadın ise: “Allah şahidimdir ki yalan söyledi”, bu çocuk onun çocuğudur” der.

Lanetleşmenin keyfiyeti, kullanılan lafızlar ve cümleler işte bunlardır. Bu nedenle kadın doğum yapsa, adam da karısına; “bu çocuk benden değildir” veya “bu benim çocuğum değildir” dese kocaya hadd vurulması gerekmez. Çünkü bu ifadeler “kazf” sayılmaz. Ancak “zina ettin”, “bu çocuk zinadandır” dese bu ifade “kazf” sayılır, söylediğinden sorumludur ve lanetleşme ile tesbit olur. Fakat adama neden böyle söylediği, neyi kestettiği sorulur: Eğer adam; “bu çocuk yaratılış ve ahlak bakımından bana benzemiyor” ya da “kadın yanlışlıkla bir başkasıyla cinsi münasebette bulundu ve bu çocuk bu türden hatalı bir birleşmedendir” derse hadd vurulması gerekmez. Çocuğun nesebi babasına ilhak edilir, çünkü kadına “kazf” etmemiştir. Bu konularda lanetleşme de yoktur. Çünkü “kazf” lianın şartlarındandır.

TAKİYYUDDİN EN-NEBHANİ