"Zulümden kaçının. Zira
zulüm, kıyamet günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de
kaçının, zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları
birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye
sevk etmiştir."
Muslim, Birr 56; Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
357
Hadislerde Duâ
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle
buyurmuşlardır:
"Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman "Allah bize yeter. O ne
güzel vekildir" zikr-i ce-mîlîne devam ediniz." (1)
"Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever." (2)
"Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk'a bir hususda duâ eder de icâbet
olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır." (3)
"Bir babanın oğlu için duâsı, bir peygamberin ümmeti hakkındaki
duâsı gibi makbuldür." (4)
"İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri
hayır duâları reddolunmaz." (5)
"Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ müs-tecâbdır. Bu arada
hemen duâ ediniz."(6)
"Kaderden sakınmak kaderi def etmez. Lâkin sâlihlerin duâsı,
nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti def etmeğe ve
kaldırmağa medâr olur. İş böyle olunca ey Allah'ın kulları, duâ
ediniz." (7)
"Kur'ân-ı Azîmü'ş-şan her ne vakit hatmolu-nursa akabinde
yapılan bir duâ müstecâbdır." (8)
"Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duâsının kabul
olunmamasını Cenâb-ı Hakk'tan istirhâm eyledim." (9)
"Bir farz namazını huşû' ile edâ eden kimsenin o namazın
akabinde vakı' olacak bir duâsı müstecâb olur." (10)
"Mazlumun bedduâsından sakınınız. Zîra bir kıvılcım sür'atiyle
semâya icabete yükselir."
Fâcir de olsa mazlûmun duâsı makbûldür." (11)
"Cenâb-ı Allah buyurmuşdur ki: "Kim bana duâ etmezse ona gadab
ederim." (12) Zîrâ bu hal ya gafletten, yahut kibirden ileri
gelir
"Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak yerlerini setrederek onu
dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını Cenâb-ı Hakk kıyâmet
gününde setreder." (13)
"Bir yerde yangın vuku' bulduğunu gördüğünüz zaman ''Allahü
Ekber' diyerek tekrar tekrar tekbîr alınız. Zîra tekbir yangını
söndürür." (14)
"Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sıhhat ve servet ve asâyiş ve
emniyet gibi esbâb-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenâb-ı
Hakk'a ibâdet ve tâat ile kendini takdîm et ki muzâyakalı
sıkıntılı bir zamanda seni lutf ile yâd edip gözetsin."(15)
"Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan söylemek rızkı
noksanlaştırır, duâ kazaya siper olur." (16)
"Kendisine iltica ile bir ricada bulunan kimsenin ricasını kesip
atanın duâ ve ricasını da Allah kesip atar." (17)
"Bir mü'mine yapılan zillet ve hakareti görüp de men'ine
muktedir olduğu halde muâvenette bulunmayanları Cenab-ı Hak
mahşerde zelîl eder." (18)
"Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve üzüntülerinin def olup
kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdâdına
yetişsin." (19)
"İşlerde istihâre edenler, yani Allah'dan hayır dileyerek
rızâsına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişâre
edenler de işin sonunda pişman olmazlar. İdâr-i maîşetinde isrâf
etmeyip i'tidâl yolunu iltizâm edenler de fakr u zarurete
düşmezler." (20)
"Bir işe başlamak istediğin zaman âkıbetini iyice tefekkür edip
hayr u sevâbı mûcib ise devam et, şerr ü ıkâbı mûcib ise ictinâb
et!" (21)
"Hikmet on parçadır. Dokuzu uzlette, diğer biri de sükûttadır.
Yâni mâlâyâniden, kendisini ilgilendirmeyen ve lüzumsuz bulunan
şeylerden hıfzeylemektedir." (22)
"Akâid-i fâside ve bid'at sâhiplerinin amellerini, ibâdetlerini
Cenâb-ı Allah kabul etmek istemez." (23) Eğer tevbe edip ehl-i
sünnet ve'l-cemâat i'tikadına rûcû' ederlerse kabûl eder.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh der ki: Resûl-i Ekrem -sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
"Her bir peygambere etmesi için bir duâ verilmiştir. Ben ise
ümmetime şefâat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum."
(24)
Enes bin Mâlik'den gelen rivayette ise Resûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi ve sellem:
"Her bir nebî Allah'dan bir dilekte bulundu. Yahud, her bir
peygamberin Allah'a edeceği bir duâsı vardı. Her biri duâsını
yaptı ve kabul olundu. Ben ise duâmı kıyâmet gününde ümmetim
için şefâat kıldım." buyurmuşlardır.
Enbiyây-ı izâmın her duâsının müstecâb olması kuvvetle umulur
ise de, kat'î olmayıp yalnız bir duâlarının kesin olarak kabûl
edileceği kendilerine bil-dirilmişdir. O duâ, her bir nebîye
Allah tarafından husûsî olarak verilen duâdır.
Ezcümle Hazret-i Âdem -aleyhisselâm bu müstecâb duâsını
tevbesinin kabûl olması için; Hazret-i Nuh aleyhisselâm-
kavmininin helâki ve berâberindeki mü'minlerin kurtulması için,
Hazret-i İbrahim-aleyhisselâm- -i Mükerreme ve Beytullah için,
Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- Fir'avn'ın helâki için, Hazret-i
îsâ -aleyhisselâm- gökten bir mâide, sofra indirilmesi için
etmişler ve müstecâb olmuşdur.
Hazret-i Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz
ise, bu kesinlikle kabul olunacağı Allah tarafından te'min
olunan duâsını, ümmetine şefâat için âhirete bırakmıştır. Ne
mutlu O'nun sünnetine sımsıkı sarılan mü'minlere.